9 Ekim 2012 Salı
kuzum a kızım a aşkım a
Zaman ı durduramıyoruz doğru, doğru mu kullanıyoruz hayır, ama hayat bu sınırlı ve geçip bitiyor. Yalnızlığımı hüzün ile değil keyif ile birleştirmeye karar verdiğim bu akşam yine de gözyaşlarıma engel olmadan ağlıyorum. Ağlıyorum, hıçkırık şimdi bir eski türk filmi kelimesi bize ama hıçkırıklarımla birlikte akıyor gözyaşlarım. Ülkem beni zaten üzüyor. Bunun yanısıra sanki kişisel hüzünlerimiz biraz snopluk biraz havalı ve gereksiz gibi birşey oluyor fakat insanız biz insan olmayı unutunca başlamıyor mu çoğu uyumsuzluklar. Bu akşam sözlerime birkaç kelime ekledim, basitti, basit olmak istedim. Bana ne diyorsun? Sen bana neler yapıyorsun? Ben kendime neler yapıyorum? Yine mi yeniden mi? İstedim mi? Her gelişim bir parçamı parçalara ayırıp biraz sen oldukça ben kayıplardayım da niye birtürlü bintürlü olmuyor. Kayıp kuşağın kayıp kadını mıyım? Sana bu kadar gelen ben kendimden niye kaçmaktayım. Sen aynı ülkenin insanısında ben başka bir yerden miyim? Senin ki yürekte bizim ki ne? Neden sana bu sitemim ki ? Hiçbirşey yapmadın. Doğru mudur? Doğrudur. Kendim ettim kendim bulmayayım tarzındayım işte. Bu akşam yıldızlara bakmadan uyumayı denesem olmaz, her yıldız değil en parlak yıldız şimdi uzaktaki yüreğim ile karşıyakadaki sende parlasın diye dua bekler benden. Dualarım benim bir kaldığım onlar. Bir de gözlerimin yaşları. Bunu bana çocukluğumda öğrettiler. Mutlu olma yoksa Allah baba günah yazar. Hangi Allah mutlu olmak için yarattığının mutluluğunu günah beller. Belletir insana. Aklım var mı benim? Al aklımı öyleyse Allahım. Yok aklım yok ki benim, Benim bir yüreğim var, asıl onu al. Al ki dinleneyim, dinlenmek nasıl olur? Yorgunum, uykularım a dalmaktan bile aciz yorgunluğum. Yorgunluğum bir ten de dinlenir. 2 ten de uzaklarda benden. Ağlıyorum yeri değil burası ama öyle işte öylesine değil bu öylesine değil , olmasın da. Artık olmasın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder