26 Ekim 2012 Cuma

27 ekim 2012 01.13 

Gökyüzünde gördüm yine yıldızımı, beni buraya bırakan ülkem benim, adını bile bilmediğim. Sizden mi taşıdığım bu izler, kalbim bu yüzden mi böyle hep hasta, kırık, hüzünlü, bu yüzden mi ruhum bilmediğim ruhlara aşina ve onları çekiyor. Bütün yaralı arazlı ruhları topluyorum kendi ruhuma ve sonra ben bizlerle birlikte sürükleniyor duruyoruz. 
Beni onda tamladınız da yetmedi bana, bir diğerini istedim, istedim çünki bir tarafım boşlukta kalacaktı. O o mudur gelen? Sizden mi ? Size mi hazırlar beni? Günler gecelere , geceler günlere dönüyor ben hastalanıyorum, kayıyorum, düşüyorum. Bir dilek tutacaklar benden, benim dileğim olmadan. 
Gücüm bitmeden anlamayı ve anlaşılmayı bekliyorum. Bunu benden esirgemeyin. Biliyorum olacak, sonra alınacağım tıpkı bırakıldığım gibi ama bir kere daha olmaya razı olmadan. Bu kez son.
Benden Vazgeçme Lütfen. 

9 Ekim 2012 Salı

kuzum a kızım a aşkım a

Zaman ı durduramıyoruz doğru, doğru mu kullanıyoruz hayır, ama hayat bu sınırlı ve geçip bitiyor. Yalnızlığımı hüzün ile değil keyif ile birleştirmeye karar verdiğim bu akşam yine de gözyaşlarıma engel olmadan ağlıyorum. Ağlıyorum, hıçkırık şimdi bir eski türk filmi kelimesi bize ama hıçkırıklarımla birlikte akıyor gözyaşlarım. Ülkem beni zaten üzüyor. Bunun yanısıra sanki kişisel hüzünlerimiz biraz snopluk biraz havalı ve gereksiz gibi birşey oluyor fakat insanız biz insan olmayı unutunca başlamıyor mu çoğu uyumsuzluklar. Bu akşam sözlerime birkaç kelime ekledim, basitti, basit olmak istedim. Bana ne diyorsun? Sen bana neler yapıyorsun? Ben kendime neler yapıyorum? Yine mi yeniden mi? İstedim mi? Her gelişim bir parçamı parçalara ayırıp biraz sen oldukça ben kayıplardayım da niye birtürlü bintürlü olmuyor. Kayıp kuşağın kayıp kadını mıyım? Sana bu kadar gelen ben kendimden niye kaçmaktayım. Sen aynı ülkenin insanısında ben başka bir yerden miyim? Senin ki yürekte bizim ki ne? Neden sana bu sitemim ki ? Hiçbirşey yapmadın. Doğru mudur? Doğrudur. Kendim ettim kendim bulmayayım tarzındayım işte. Bu akşam yıldızlara bakmadan uyumayı denesem olmaz, her yıldız değil en parlak yıldız şimdi uzaktaki yüreğim ile karşıyakadaki sende parlasın diye dua bekler benden. Dualarım benim bir kaldığım onlar. Bir de gözlerimin yaşları. Bunu bana çocukluğumda öğrettiler. Mutlu olma yoksa Allah baba günah yazar. Hangi Allah mutlu olmak için yarattığının mutluluğunu günah beller. Belletir insana. Aklım var mı benim? Al aklımı öyleyse Allahım. Yok aklım yok ki benim, Benim bir yüreğim var, asıl onu al. Al ki dinleneyim, dinlenmek nasıl olur? Yorgunum,  uykularım a dalmaktan bile aciz yorgunluğum. Yorgunluğum bir ten de dinlenir. 2 ten de uzaklarda benden. Ağlıyorum yeri değil burası ama öyle işte öylesine değil bu öylesine değil , olmasın da. Artık olmasın.

12 Eylül 2012 Çarşamba

BUGÜN KARA EYLÜL ONİKİSİ GÜN 32 YIL ÖMÜR


kapkara birgün bugün 32 yıl öncesinden gelen değil, 32 yıl önce olanın bugünki insanlar tarafından hiç mi hiç hatırlanmaması. tamam anlayabilirim o yıllarda çocuk olan o yıllarda doğan hatırlamayabilir ama o yıllarda genç olanlar ya onlar, belki de utançlarından unutmayı seçtiler, çünki tıpkı yakılmayan kitaplar gibi ucuzdur belki de kumaşları ya ondan olabilir ve bunu bilmek unutmayı seçtirmiştir ahhhh keşke öyle olsa o bile bir onurdur. hergün vurulan onca insan ve onca genç özellikle solu seçmiş gençler ..... içimin acısı katran karası, şimdi ne adam gibi adam var ne kadın gibi kadın, hepimiz öğrendik kaypaklığı hepimiz öğrendik dünyanın kaç bucak olduğunu dünya para kaçır bucak kur dünyası.. kendi adıma mücadele verdim en çok ta gençlere emek verdim, ölmedim ama yaşarken de karşı olduğum şeylere boyun eğmedim. para değil insan biriktirdim, çoğu bıraktı gitti beni, vefa görmedim falan filan ama sitem de etmedim, ben sitem etsem ayıp bana, canlarını verenin sitem etmeye bile canı yoksa ben kimim ki, herkese sevgiyle baktım, çıkarsız, gençtiler, ellerinden tuttum, acıları vardım avuttum, yollar vardı seçin demedim, seçebilirsiniz dedim, ve umut olsun istedim... umudumu ve sevdamı alamadılar benden. herşeye rağmen bugündeyim. buradayım. sustuğum çok oldu, konuştuğum az. eylem her an. sizlere bir özür borcumuz var. sizlere can borcumuz var, üzgünüm.

1 Eylül 2012 Cumartesi

kızım için

24 ağustos 2012 cuma 22 07


Canım birtanem seni özlüyorum. Bana bir günaydın demen en büyük doğum günü hediyesi olabilirdi. Yoksun. Aramadın da.
bekliyorum hala aramanı .
bugün 1 eylül 2012 cumartesi 09.56ım

dünya barış günüymüş. pöh gülmekten ölmemek için az güldüm. asıl dünya barış günü şu yukarıdaki resimde bulunan hanımların bir araya gelişi olmalı. niye ki ne diye sorulursa, cevabı herkesin kendinde saklı . 
bu resimde eksik kalan, kalmak istediğindendir. kalsın. 
hayat hergüne minik süprizler saklayan şaklabandır. (hayat ölümcül bir hastalıktır diyen w.allen a hitaben) benim için öyle özellikle şu sıralar. yaşı 40 ı geçen var mı aranızda. vardır. 40 tan sonra azanı derler, 40 ın da erdi derler. 40 tırt derler velhasıl 40 bi yaştır ki dönümlere gark olması beklenen. ya 60 a ne demeli.. hop 60 lıkların ne işi var burda demeyin kızlar... bigün bizde o yaşta olunca bu yaşta olanlara bakıp ders alalım, fevz alacaklarımıza rastlamadık ya henüz olur a olur.
evet nerde kaldık, hayat ın şaklabanlıkları üzerinde idik. ya herşey geçiyorsa kendimize geçirmek niye. şöyle bi sihir yapayım değişeyim istiyorum bazen, acaip kafa bi kadın olayım, süperrrr hatta ohha süper mega üstü mega süper. beden öyle küçük ki, almaz, çatlarım. 
şimdi, kuantum a göre tekten çoğuluz ya, yani ben ne yaptımsa onlar da mı yapmış oluyor ya da onlar ne yaptıysa ben de mi yapmış oluyorum öyleyse, niye hala tatminsiz bi halde yaşamaktayım. hıh ...
yarım kalan bütün hayatları tamamlamaya gelenler de yarım bırakıp gidiyor. belki de dönüşüm bu, kızlar şu an burdasınız işte, yaptığınız herşey iyidir. iyi olmuştur, bir adım kalmalı geriye derdim, kalmasın. yaşadığımız kalsın. ama iyi ama kötü, ki ne iyi ne kötü yaşananlar. kuantumda isen. ne iş ya ağır roman daki o sahne misali herşey soyut bi ben somut.. ya da herşey somut bi ben soyut... 
zarife hanım, süreyya hanım,  anası babası olmayanın hiçkimsesi olmuyor. olsa da değerini anlamıyor. çünki insan sanıyor ki senin bu dünyaya ziyarete gelmene izin verenler seni reddedince herkes reddediyor. ve bazen büyümek istemiyorsun çocuk kalırsan belki bi anne baba bulurum zannı ile. 
yok burada biber olmasın, küpe çiçekleri ve muz niyetine bişilere ihtiyacımız var. 
öylesine gelen öylesine gitsin, öylesine hep var olsun. sizi seviyorum ulennnn.
=))))

23 Ağustos 2012 Perşembe

teoman gemiler diyor

23 ağustos 2012 prş.

yarın benim doğum günüm ama ben teoman dan bugün benim yaşgünüm ü dinlemiyorum.... sen geçerken sahilden sessizce gemiler kalkar yüreğimden gizlice.... diyor.
yüreğimden tren de geçiyor hem de açık açık  yüreğimden öküzler de geçiyor möööleyerek. bu yürek ne yürek içinden bir kendisi geçmiyor.
bugün  kızgınım güneşten de ... bugün yakıp yıkasım var..... bugün sorasım var.........bugün küfredesim var.
ama birşeysiz sadece kelimelere sığınıyor ve bekliyorum.
çok yorgunum ben . çoooooooooookkkkkkkkkkkkkk.

19 Ağustos 2012 Pazar

öylesine bir kere daha 19,8,12

MFE.

Söyleyecek çok şeyi olupta hiçbirşey söyleyemeyen ya da söylemeyen bir adam mı dır sevdiğim yoksa bir rol bir  ceset henüz kokmamış ve meşhur olmamış, kimmiş benim sevdiğim, korkmadan sevmeye ya da sevilmeye korkusuzca hazır olamamamış bir adam? sanırım yüreği yaralı ruhu sakat beyni uçmuş insanlar kolleksiyoneriyim ben. Adları değişsede adres tek olanda buluşan , insan en iyi kendini insanda tanırmış _Geothe_ ben kaybolmayı istiyorum bu akşam, tanımayın beni . Daha önceleri nerelerdeydiniz. Biliyorum işleri bol önemli adamlar cemiyeti sizin cemiyetiniz. mesul ve meşgulsünüz. sorumluluklarınız var takdir edilmeyen yaşantılarınız birilerine feda edilen. tak tak kapı burada da  var sizden de başkaları. onlar da çalışıyor, üstelik sadece ruh biriktiriyorlar. güzel ruhlar olsun diye yaralı ruhları kendi yaralarıyla sarıyorlar. sana kırgınım birazcık, sana dargınım çokçacık, senin için ağlıyorum kalan bütün gözyaşımla, maviye bürünmüş günüm, lacivert geceye döndü. bilebilseydim ki bilmeyi istedim, denedim de üstelik ama ulaşamadım, anahtar bende idi, kilit sende , kiliti taşıyan öyle uzaktayken söyle nasıl dokunabilirdim nasıl ?nasıl bulabilirdim , bulunmak istemeyeni bulmayı  kim bulmuşta ben bulacağım hıı söyle bana söyle HOŞÇAKAL ın dışında... birşey söyle ki yarına umudum olsun. dünden kalan anım olsun. Yok oysa .. hep ve hiç .. sözüm söz .
öylesine olmadı hiç, öyleydi hep yani AŞK VARDI.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

8 8 12

Saymayı bırakınca alışkanlık, alışkanlık başlayınca bıkkınlık. 
ilk gün ilk kayboluş, ikinci gün tutuş, üçüncü gün, uçuş.. dört beş altı yedi..
Gitme ve gitmeme de izin verme.

3 Ağustos 2012 Cuma

3 ağustos 2012 cuma 23.57 


kocaman yazayım ki, küçük adamlar rahat okusunlar.
küçük adamlar büyük laflar eder,  büyük lokma yutamazlar, küçük dünyalarında nedense, kocaman kadınlara rastlarlar hep,  onları un ufak edip kendileri gibi küçültürler. küçültürler de kendilerine dönüştüremezler. kadın küçülse de büyür tekrardan, kadının özüdür bu. kadın adam a bütün ruhunu verir de eksilmez, hoş verdiğini alamaz adam da ondan eksilmez. adam kadını unutur unutmasına da asıl unuttuğu kendidir kadında. ve adam bitirir, kadın biriktirir adamları. adamlar gelir geçer,  kadınlar kalır dağ gibi birikerek. 
namus adamın elinin kiri yıkar geçer, kadının alın lekesi yapışır kalır diyenlere cevabım olsun.
elinin kiri kendi pisliğin yıkasan da hep sende kalır, alnına sürülen leke senin onurun  taşımasını bil..
sevgili nazım sana da aşk olsun, kadınları içindeki hanımeli ebruli açan evlere kapattığın için. 
bu gecelik bu kadar. 
Henri Michaux ne demiş 'her bilgi yeni cehaletler doğurur' 
ben de diyorum ki her yeni adam bir cehalet i giderir.. 

2 Ağustos 2012 Perşembe

Yazmak

2 Ağustos 2012 Perşembe

ne zaman yazmaya kalksam binlerce iş önümde belirir. vazgeçerim. ne zaman otursam daktilonun başına binlerce roman ve sözcükler gelir aklıma, vazgeçerim. ben bu havuzun içinden tekrar tekrar hangilerini kullanarak hayat a katarım. hiç. olurum. vazgeçerim.
yazmaktan vazgeçmek öldürür beni, yaşamaya okumaya dönerim. birgün derim ama bugün değil günüm nasılsa o havuz bana da verir sırrını ben de yazarım. sırrını.
sevdiklerim var benim sevmediklerim, özlediklerim var benim özlemediklerim. başucumda olanım, ayak altında kalanım, tuvalette sıçtığım, yatağımda yattığım, sarıldığım, uzak kaldığım, yemek yediğim, sevgilimle buluşmaya gittiğim, ayrıldığım, barıştığım, paylaştığım, çaldığım, çaldırdığım, saygı duyduğum, illa ki vardır bir nedeni dediğim, keşfettiğim, offf bu da ne yahu deyip anında unuttuğum, kadınım, erkeğim, çocuğum, taptığım, öyle de oluyor böyle de. öylesine. ben kitaplarımla sevişmeyi kimseyle sevişmeye değişmem.
................................l................

28 Temmuz 2012 Cumartesi

28 temmuz 2012 cumartesi

Limanda oturup izledim izlendim de belki.
İnsan sıçar oz , melek sıçmaz yoktur melekler çünki.
İnsan varsa melekler yoksa Tanrı da yoktur oz.
Öyleyse sen de sıçabilirsin OZ.

24 Temmuz 2012 Salı

14 temmuz 2012 salı 23.08


sıfır noktasında, bir tek yaradana sığınıp , nedenini bilmeyi, 
yalnızlığı hak eden vardır , seçen vardır, bırakılan vardır yalnızlığa bir de.
burada bir harfin bile çoook alacağı olacak, bu resim ise inanılmaz borçlu , Rab alacak sorguyu
ve cevap benim olacak. sen ise ?
Onurlu bir insan onurlu ve onuruyla yaşamayı, sevmeyi , sevilmeyi, ölmeyi hak eder. Kim kimdir ki? bunu alır bir diğerinin elinden. 
bir yürektir insanı taşıyan, giysiler daima paçavra amacı örtsün ayıbı ama insanın ayıbı örtülemez en pahalı kumaşlarla bile. 
insanı yürek taşır kendiyle beraber seçtiğini de.   hiç utanmadım taşımaktan sevdiğim herkesi ve herşeyi. hiç saklamadım . oku dum insanı ve okunurum diye umdum çünki bilmek bilinmek kadar anlamlıydı. 
bir hayat verdim ama iki söz çok burada olana. Rab bir hayatın yarı parçasını verdi senden bana. bir onun için 
onun hatırına yani Rabbimin hediyesi adına... ilk ve sondur. 




19 Temmuz 2012 Perşembe

23,34 19 temmuz 2012  perşembe

en kötü dediğimiz yerlerde en güzel çiçekler açar NİÇİN?
yaşanan her anımı anımsayamayacak kadar çok anlar ve anılar yaşadım. son zamanlarda matrix te gibi hissediyorum kendimi. 
kırmızı ve mavi hapı içmişim sanırım. kendime gelmeliyim de yolu bilmiyorum ya da bulamıyorum. 
hayatımın bi 18 yılı daha elveda diyor bana, hep yazacağım diyorum ama hep yarın a kalıyor. yarın sa bugün olunca olmuyor işte. 
kalıcı olmak söz uçar yazı kalır hep kullanırdım yazı da kayboluyor. bakınız mitlerle anlatılan ama dili yazısı kalmayan mitler.
bu akşam gökyüzünde yeryüzünün çiçekleri için umut arıyacağım. 
bu akşam birini seviyorum hiç olmayan ve olmayacak olanı.

11 Haziran 2012 Pazartesi

ADIYAMAN, NEMRUT

2 Haziran 2012 ctesi Nemrut Dağı


Başardım. Gözümü önce dağ a diktim çok uzak ve imkansız gibi geldi, düşündüm, kalbim ve panik atağım yarı yolda beni yakalarsa, düşünmekten vazgeçtim, yürümeye başladım, gözlerimi önüme dikersem sadece bastığım yeri görecek ve yukarıya çıkışım daha kolay olacaktı, o zaman da manzarayı kaçıracaktım, amaç sadece yukarı çıkmak değildi çıkarken çevrenin de farkında olmak ve bu anları belleğime yazmaktı. Başardım. Yere de baktım çevreme de dağlara da. Bir kere dinlendim. Resim çektim o sırada da. Gençler vardı, nefes nefese kalmış. Benim yaşıtlarım vardı geri dönmeye meyilli. Sonuç bir şekilde herkes başardı. Nemrut bizi çağırmış ve bizde gelmiştik. 
Sonradan duydum ki Nemrut ta güneşi doğarken izleyenlerin üstüne hep iyilikler doğarmış. 
Guruların aydınlanma diye tabir ettiği 2 durum yaşadım. Gece çıkmıştık yola, 02.00 gibi 03.30 gibi yaklaştık Nemrut a. Gökyüzü yıldızlarla doluydu. Sessiz bir müzik vardı. Adları bile bilinmeyen müzikal aletler ile . Görünen ve görünmeyen herşey bu saatlerde yer değiştirirmiş. İki dünyanın birbirine geçip birbirinden ayrıldığı anlar. Ne adım kalsın istedim ne ben. Sadece bilinçtim. Beden bir makine idi beni taşımaya programlı. Huzurluydum. Korkusuzdum. Memnundum. Tatmin olmuş. Anlamış ve anlanmıştım. Bunu yaşadım. 
Sonra gün doğdu. İnsan sesleri hayret nidaları ve davul zurna gelmiş gençler.. Çoşku ve hayat. Acıktım. Yemek yemek ve dünya ya teşekkür etmek zamanı. Bunu da yaşadım. 
Şimdi döndüm. İstanbul da evimin penceresinden bakıyorum,  anlayarak bu taş beton yığınlarını ve arasında kalmış birkaç yeşil i, yine o senfoniyi duyacağımı biliyorum. Eğer istersem. 

28 Mayıs 2012 Pazartesi

eskiden

28 Mayıs 2012 ptesi

Şimdi düşünüyorum da, ne çok zaman geçirmişim sevdiklerimin de beni sevdiğini sanarak ve onların bana karşı yaptığı hainliklere üzülüp anlamlandırmaya çalışarak. Onların adına hep bir özür bulmuşum, hak vermişim, olabilir demişim engin bir yüce gönüllülükle onları affetmişim, falan filan. Neler yapmışım, neler yapmışlar, hayal kırıklıkları canımın kesikleriyle , kendimi yalamış iyileştirmiş, ya da öyle sanmış hep devam etmişim. 
Sonra gün gelmiş dönmüş devran ayılmış ve aydınlanmışım. Benim sevgili skörtılım yukarıda resmini gördüğünüz şimdi gerçekten varsa eğer skörtıl cennetinin en baş köşesinde dir. O öğretmiş bana, sevgiden çok daha önemlidir özgürlük, eğer özgürlükse önemli olan,  gerisi teferruat. 
Özgürlüğü seçip, sevgi adına kırgınlıklarımı yapılanları ve yaptıklarımı unutup sadece ve sadece özgür olmayı ve bunun tadını çıkarmayı düşününce GERİYE SIFIR KALIYOR SIFIR İNSANLARIN SIFIR İHANETİ, SIFIR KIRGINLIKLAR, SIFIR UĞRAŞILAR. ZAMAN SIFIRLANIYOR ONLARLA , SENİNLE BAŞLIYOR .
İstisnalarım var geçmişten bugüne akan onlar ki bilirler kendilerini, zaman zaman burada adlarını anmaya çalışacağım. 


24 Mayıs 2012 Perşembe

23 Mayıs 2012 Çarşamba

l8 yılın son ayı Üniversite için kasmakla geçecek. Toplantıya gitim bugün, Velilerin çoğu gelmemiş, geçirdi hocamız lafını gediğine koydu, velileri gelmeyen öğrencilerin, kendileri de zaten gelmiyor diye.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Seni ne kadar çok sevdiğimden çok, sana nasıl bakabildiğim de önemli birtanem ışığım. l8 yıl geçirdik birlikte, her bir saniyesi bir ömre bedel, iyi günümüz kötü günümüzden daha fazla.Ki kötü günler bizim sevgimizi sınayan günlerdi, hep kazandık. Her zaman kazanırız da. Sen benim güneşim, ben senin toprağınım.
Bu sene senin için önemli, üniversite hayatın başlayacak, ülkemin sınavlarını geçersen, geçemezsen de belki gideceksin yurdunun dışına. Ben sana gönlünden geçeni diliyorum. Rabbim de diliyorsa eğer.
Seni bana gösterdikleri ilk an geliyor hep aklıma, kırmızı suratın, sarı elbisen ile. İlginç olan şu belki bundan dolayı Galatasaraylı oldun. Mekteb i Sultani l2 yıllık yuvan oldu. Hayata hep 1 - 0 galip başladın. Tek bir kişi hariç ama bu da olmalıydı bence çünki o senin olgunluğun olacak o senin hayata karşı gücün olacak. Hayat sana ne verirse versin senin onu nasıl karşıladığındır  seni sen yapan. Böyle söyleyecek ne çok söz var, kendi deneyimlerimden gelen, okuduklarımdan gelen, dinlediklerimden ve şahit olduklarımdan. 
Mutlu olman için ettim en çok dua, çünki hayat mutluluğa sonrası huzura çıkan bir yolculuk benim için. Ortalama her zeka ortalama her beden halleder gerisini. Yemek , içmek, barınma, eğitim, vs. vs.
Belki de bu yüzden pek asılmadın derslere ama hep başardın. Belki de bu yüzden en çok insanları okudun, kitaplardan çok ama hep öğrendin. Ne aldıysam severek giydin en güzel elbisen oldu güzelliğin , içinin ve dışının. Her daim.
Benim öyküm sende, benim öyküm beni bilenlerde. Benim öyküm bende. Benim öyküm Bir Sen Sen Gelmeden Önce ve Sen Geldikten Sonra. 
IŞIĞIM SANA TEŞEKKÜR EDERİM.

6 Mayıs 2012 Pazar

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Sabah ezanı ile uyandım, Rab be onun adı ile dua ettim. Uyumadım sonra. Günün güzelliği bu saatlerde, sessiz ve temiz.
Kahvaltı hazırladım kendime. Çayın kokusu misss gibi, binlerce dolara satılan binlerce parfüme değişmem.
Müzik açtım, Glee den. Kulaklarımın da ihtiyacı var burnum gibi sevdiği şeylere.
Sonra buzdolabımın üstünde sevdiklerimin buradan ebediyete gidişlerini hatırlatan resimlerine baktım. Bir tanesi bu ayın 25 inde 3. yılını bitiriyor. Sevgili oğlum Bahadır. İçimize nasıl bir ateş düşürdün, her ölüm erken ama senin ki gerçekten bayağı erken oldu. Arkadaşlarının çoğu şimdi mezun oluyor. Hepsi dünya nın gailesinde. Seni hatırlayanlar var mı dır ? Vardır. En azından ben arkadaşının annesi olarak seni hatırlıyorum. Kızımın hayatına kattığın mutluluk ve acı için sana teşekkür ediyorum. Hepimiz birbirimizde büyüyoruz. Yaşımız kaç olursa olsun.
Sevgili Anne ve Baban onları da anıyorum seni andığım her an da.
Gün başladı artık.  Güneş ışıklarını şu andan itibaren İstanbul un çirkinliklerine tutuyor.

Sezgi için

Şimdi Selanik te olan sana yazmak , aklımda sorular var, sana sorduğum, cevaplar senin cevaplamadığın, benim kendi kendime senin adına cevap verdiğim. Doğru cevaplar sende Sezgi. Sende kalsın. Gittin, geride bıraktığın hiçlikti ki  senin için bir HİÇ gibi silip gittin.
22 yıl boyunca benim için, beşiği cam dan olan kızımsın. Ben seni bir hiç gibi sevmedim. Bir hiç gibi de görmüyorum. Benim için yaşanan herşey yaşandığı an ın değerinde ve anlamındadır. Yani ne yaşandıysa hala aynı değerde ve anlamda. 22 yılın kapsadığı. Sonrası HİÇ.


ilk yazı

ilk yazı dedim ama kaç tanesini yazdım yazdım sildim, offff iyi ki kaydı yok bu silinenlerin.. saçma saçmalar. 
hoş bir yerlerde durduklarını da biliyorum ya, kimse görmeyince yok farzetmek işte öyle..
kızım, canım benim,  sana söz verdim,  benim sana anlattıklarımı yazmamı istiyorsun, umarım bi şekilde bu dileğini gerçekleştiririm.
seni seviyorum ışığım.